Uyku Apnesi ve Obezite Arasında Nasıl Bir Bağ Var? Bilim Ne Söylüyor?
Diyetisyen Gülşah Erhan, uyku apnesi ile obezite arasındaki karşılıklı ilişkiyi, bu kısır döngünün metabolizma üzerindeki etkilerini ve yaşam tarzı değişiklikleriyle nasıl kırılabileceğini anlattı.
Uyku apnesi; uyku sırasında solunum yolunun geçici olarak tıkanmasıyla ortaya çıkan ciddi bir rahatsızlıktır. Genellikle küçük dilin veya yumuşak damağın sarkması ya da boğaz kaslarının aşırı gevşemesi sonucu solunum yolu daralır.
Bu esnada kişi nefes almakta zorlanır, hatta 5 ila 30 saniye arasında tamamen nefessiz kalabilir.
Oksijen yetersizliği beyni alarma geçirir, vücut ani bir refleksle nefes alır. Bu döngü gece boyunca defalarca tekrarlanır. Sonuç olarak kişi derin uykuya dalamaz, dinlenemeden uyanır ve gün boyu yorgunluk hisseder.
Ara sıra horlamak genellikle zararsızdır; ancak sürekli horlama ve uykuda oksijen düşüklüğü ciddi bir uyarıdır. Bu durum sıklıkla uyku apnesinin ilk belirtisidir.
Eğer yakın çevrenden “geceleri çok horluyorsun” uyarısı alıyorsanız, alınmaya değil harekete geçmeye ihtiyaç var! Gecikmeden bir KBB uzmanına başvurmalısınız.
Uyku apnesinin görülme olasılığını artıran başlıca etkenler: Yaşın ilerlemesi, erkek cinsiyet, fazla kilo ve özellikle boyun çevresinde yağlanma, sigara ve alkol kullanımıdır.
Yaşla birlikte kas ve doku elastikiyetinin azalması, karın bölgesinde yağ birikimi, büyümüş bademcikler veya dar boğaz yapısı da riski artırır. Ayrıca alkol, uyku ilaçları ve sakinleştiriciler boğaz kaslarını gevşeterek solunum yolunu daraltabilir.
Fazla kilo uyku apnesini tetikler mi?
Evet! Yapılan araştırmalar, uyku apnesi olan bireylerin yaklaşık yüzde 70-80’inin obez olduğunu göstermektedir. Beden kitle indeksinde yalnızca yüzde 10’luk bir artış bile, uyku apnesi riskini yüzde 6 oranında yükseltmektedir.
Obezite sadece uyku apnesini değil, kalp-damar hastalıklarını, insülin direncini ve hormonal dengesizlikleri de beraberinde getirir. Bu zincirden biri koptuğunda, diğer halkalar da etkilenir. Bu nedenle sağlıklı bir yaşam için ideal kiloda kalmak ve korumak hayati öneme sahiptir.
Evet, yalnızca kilolu kişiler değil, zayıf bireyler de uyku apnesi yaşayabilir.
Bunun nedeni; burun tıkanıklığı, geniz eti, büyümüş bademcikler, alkol ve sigara kullanımı veya uyku ilaçları olabilir. Ayrıca hareketsiz yaşam da önemli bir risk faktörüdür.
Gün boyunca egzersiz yapılmadığında, bacaklarda biriken sıvı gece vücudun üst kısmına geçer ve bu durum solunumu olumsuz etkileyerek apne riskini artırır.
Uyku apnesi vücudu nasıl etkiler?
Yetersiz ve kalitesiz uyku, sadece yorgunluk değil; hormon dengesizliği, insülin direnci, metabolizma yavaşlaması gibi zincirleme sorunlara yol açar.
Oksijenin yeterince alınamaması tüm organların çalışma düzenini bozar.
Araştırmalar, uyku apnesi olan bireylerde kilo artışı ve insülin direncinin sık görüldüğünü, bunun da hastalığı daha da şiddetlendirdiğini göstermektedir. Yani bir kısır döngü oluşur: Kilo alımı apneyi, apne ise kilo alımını artırır.
Bilimsel veriler, uyku apnesinin sanıldığı gibi yalnızca erkeklerde değil, her iki cinsiyette de benzer sıklıkta görüldüğünü ortaya koyuyor.
Amerikan Toraks Derneği’nin yayımladığı çalışmalar, insülin direnci, karaciğer yağlanması ve fiziksel hareketsizliğin uyku apnesiyle doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir.
Türkiye’de yayımlanan bir çalışmada ise, uyku apnesi olan bireylerin yüzde 44’ünde fazla kilo, yüzde 48’inde obezite, yüzde 31’inde yüksek tansiyon ve yüzde 13’ünde kalp hastalığı saptanmıştır.
Kısacası “yalnızca horlama” deyip geçmek, sağlığın sessizce bozulmasına izin vermektir.
Ne yapmalı?
• Kişiye özel bir beslenme programı için diyetisyenden destek alın.
• Kafein tüketimini azaltın, özellikle akşam saatlerinden sonra.
• Düzenli uyku rutini oluşturun: Erken yatın, erken kalkın.
• Hareketi alışkanlık haline getirin. Aşırı spor şart değil, düzenli yürüyüşler bile büyük fark yaratır.
• İdeal vücut kompozisyonuna ulaşarak kas-kütle dengesini koruyun.
Ertelemeyin! “Bazen horluyorum, önemsizdir” demeyin. Tedavi edilmeyen uyku apnesi, felç, kalp-damar hastalıkları ve kalp krizi riskini ciddi biçimde artırır. Unutmayın; vücudunuz size uyarı veriyor olabilir. Bu sinyalleri görmezden gelmeyin. Sevdiklerinizle daha uzun, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için kendinize kulak verin.