Metabolizmanın Sessiz Kurtarıcısı! Light Sütler, Diyabetik Yoğurtlar, Yarım Yağlı Peynirler... Meğer Yanlış Biliyormuşuz! Uzmanlar Gerçeği Açıkladı: Tam Yağlı Sütler...
Yıllardır kilo aldırır, kolesterolü yükseltip kalp krizini riskini artırır diye uzak durduğumuz tam yağlı sütler masum çıktı. Yeni çalışmalar, tam yağlı süt ürünlerinden uzak durmanın gereksiz, hatta zaman zaman zararlı olabileceğini gösteriyor. Detaylar haberde...
Yıllardır kulağımıza aynı cümle tekrarlandı: “Yağlı süt ürünlerinden uzak durun.” Light sütler, diyabetik yoğurtlar, yarım yağlı peynirler derken raflar yağsız seçeneklerle doldu ve biz de bunun daha sağlıklı olduğuna inandık. Kalp hastalığından korunmanın, kilo vermenin ve metabolizmayı düzeltmenin yolu, sanki “yağın her türlüsünden kaçmakmış” gibi anlatıldı.
Dr. Furkan Burak Hürriyet'teki köşesinde tam yağlı sütlerin sağlığa etkileri ile ilgili önemli bilgiler verdi.
Oysa bilim geçmişte doğru sandığımız bazı bilgilerin gerçeği yansıtmadığını ortaya koyuyor. Yeni çalışmalar, tam yağlı süt ürünlerinden uzak durmanın gereksiz, hatta zaman zaman zararlı olabileceğini gösteriyor.
Uzun süre şu düşünce hâkimdi: “Doymuş yağ kolesterolü yükseltir, kolesterol yükselirse kalp krizi riski artar. Öyleyse tam yağlı süt ürünlerinden kaçınmak gerekir.”
Son yıllarda yapılan kapsamlı araştırmalar ise bu tabloyu değiştirmeye başladı.
Çünkü süt ürünlerindeki doymuş yağ, diğer kaynaklardakiyle aynı şekilde davranmıyor.
Süt yağını çevreleyen zar, fosfolipitler, kalsiyum ve protein gibi öğelerin oluşturduğu besinin doğal yapısı, bu yağın vücuttaki etkisini tamamen değiştiriyor.
Daha da önemlisi, tam yağlı süt ürünleri düşündüğümüzden çok daha değerli doymamış yağ asitleri içeriyor ve bu yağ asitleri metabolizmada birbirinden farklı, önemli görevler üstleniyor.
Tam yağlı süt ürünlerinin beklenmedik yararlarının arkasında bazı özel bileşenler bulunuyor. Bunlardan biri, adını ilk kez duyuyor olabileceğiniz ama vücudun çok iyi tanıdığı Palmitoleik Asit (POA).
POA’yı iki şekilde alıyoruz:
- Vücudumuzun kendi üretimi.
- Tam yağlı süt, peynir, yoğurt, makadamia fındığı ve bazı balıklar. POA sıradan bir yağ asidi değil; adeta metabolizmanın hormon gibi çalışan elçisi.
Yağ dokusu yalnızca depolama alanı değildir; aynı zamanda vücuda sinyal gönderen aktif bir organdır.
POA bu sinyallerin en önemlilerinden biridir. POA’yı bir trafik polisi gibi düşünebilirsiniz: Yağların tehlikeli bölgelerde (karaciğer ve kaslarda) birikmesini engeller, güvenli alanlara yönlendirir.
- İnsülin direncini azalttığını,
- Tip 2 diyabet riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olduğunu,
- Kas ve karaciğer yağlanmasını frenlediğini,
- Kötü kolesterolü düşürüp iyi kolesterolü artırabildiğini,
- İltihabı azalttığını gösteriyor. Bu etkileri daha net ortaya koymak için kontrollü klinik çalışmalar hâlâ sürüyor.
Eskimolar örneği ise bu konuyu daha da çarpıcı hâle getiriyor. 1970’lerde yapılan araştırmalarda, Eskimoların günlük kalorilerinin yarısından fazlasını yağdan aldıkları ve bizden üç kat fazla POA tükettikleri görülüyordu.
Buna rağmen diyabet, kalp hastalığı ve obezite oranları oldukça düşüktü.
Ancak Danimarka’ya göç edip Batı tipi beslenmeye geçtiklerinde bu hastalıklar hızla ortaya çıkmaya başladı.
Bu da bize şunu gösteriyor: Mesele yalnızca ne kadar yağ aldığınız değil; yağın ne şekilde olduğu ve vücuda hangi sinyalleri gönderdiği.
Tam yağlı süt ürünleri, yalnızca daha fazla yağ içermez; metabolizma ile iletişim kuran doğal ve bütünsel bir besin yapısına sahiptir.
İçinde POA gibi özel yağ asitleri de yer alır. Yağı azaltılmış ürünlerde ise bu doğal yapı bozulur.
Yağla birlikte fosfolipitler ve diğer faydalı bileşenler uzaklaştırılır; yerleri çoğu zaman nişasta, şeker ve rafine karbonhidratlarla doldurulur.
Yani “light” ürünler sandığımız kadar masum olmayabilir.
Eğer laktoz intoleransınız veya süt alerjiniz yoksa, tam yağlı süt ürünlerini tamamen hayatınızdan çıkarmak yerine, tabağınızdaki şeker ve rafine karbonhidratları azaltıp onların yerine doğal süt ürünlerine yer vermek, güncel bilimsel bilgilerle daha uyumludur.
SONUÇ OLARAK...
Tam yağlı süt ürünlerinden korkmayı bırakmanın zamanı geldi. Vücudumuzun binlerce yıldır tanıdığı gerçek ve doğal gıdalar, modern gıda endüstrisinin “light” ürünlerinden çok daha sağlıklı olabilir.