Depresyon ve Anksiyeteye Karşı Kahve Kalkanı! Günde 2-3 Fincan Kahvenin Etkileri Şaşırttı
Yeni bir araştırma, ölçülü kahve tüketiminin ruh sağlığı bozuklukları riskini azaltabileceğini ortaya koyuyor. Günde 2-3 fincan kahve içenlerde koruyucu etki gözlenirken, aşırı tüketim riskleri artırıyor. Uzmanlar, kahvenin içerdiği biyoaktif bileşenlerin anti-enflamatuvar ve nöroprotektif etkilerine dikkat çekiyor.
Journal of Affective Disorders dergisinde yayımlanan geniş ölçekli bir çalışmaya göre, ölçülü kahve tüketimi ruh sağlığı açısından koruyucu bir etki sağlayabilir.
UK Biobank verileri üzerinden yapılan araştırmada, günde iki ila üç fincan kahve içenlerin ruhsal bozukluklara yakalanma riskinin daha düşük olduğu, aşırı tüketimin ise tam tersine riskleri artırdığı belirlendi.
Araştırmacılar, kahvenin içerdiği kafein ve polifenoller gibi bileşenlerin bu etkide önemli rol oynayabileceğini vurguluyor.
Yeni bir araştırmaya göre, ölçülü kahve tüketimi ruh sağlığı bozukluklarına yakalanma riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendiriliyor.
Günlük kahve tüketiminin ruh sağlığı üzerinde koruyucu bir etkisi olabilir mi?
Yeni bir araştırma, ölçülü tüketimin ruh sağlığı bozuklukları riskini azaltabileceğini öne sürüyor.
Journal of Affective Disorders (kaynak İngilizce) dergisinde yayımlanan çalışma, günde iki ila üç fincan kahve içmenin özellikle erkeklerde ruh sağlığı açısından faydalı olabileceğini ortaya koydu.
Öte yandan, günde beş ya da daha fazla fincan kahve tüketimi, ruhsal bozukluk riskinin artmasıyla ilişkilendirildi.
Araştırma ekibi, 40-69 yaş aralığındaki bireyleri kapsayan geniş ölçekli bir ileriye dönük kohort olan UK Biobank’teki 460 bini aşkın katılımcının verilerini inceleyerek, günlük kahve tüketimi ile çeşitli ruhsal bozukluklar arasındaki ilişkiyi araştırdı.
Katılımcılar, kafeinsiz, hazır ve filtre gibi türler ile miktarları da içeren günlük kahve tüketimlerine ilişkin soruları yanıtladı ve medyan 13,4 yıl boyunca takip edildi. Araştırmacılar, sonuçlarda J şeklinde bir eğri ortaya çıktığını, yani çok az ya da çok fazla kahve içenlerin kahveyi ölçülü tüketenler kadar fayda görmediğini belirledi.
Çalışmaya göre, kahve tüketimi ile duygudurum bozuklukları arasındaki ilişki erkeklerde daha güçlüydü. “Günümüzde, beslenmenin ve diyetin ruhsal bozuklukların önlenmesi ve yönetimindeki rolüne yönelik ilgi artıyor” diye yazdı araştırmanın yazarları.
Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, dünya genelinde bir milyardan fazla insan ruh sağlığı bozukluklarıyla yaşıyor.
DSÖ, anksiyete ve depresyon gibi ruh sağlığı sorunlarının, uzun süreli engelliliğin dünya çapındaki ikinci en büyük nedeni olduğunu ve sağlıklı yaşam yılındaki kayıplara önemli ölçüde katkıda bulunduğunu bildiriyor.
Yazarlara göre, “ruh sağlığı bozuklukları pandemisi”ni dizginlemek için önleyici stratejilere ihtiyaç var.
Kahve; kafein, polifenoller, melanoidinler ve diterpenler de dahil olmak üzere binden fazla biyoaktif bileşen içeriyor.
Çalışma, kafein ve klorojenik asit gibi bileşiklerin anti-enflamatuvar etkilerinin, kahveyi ölçülü tüketen kişilerde gözlenen daha düşük ruhsal hastalık riskini kısmen açıklayabileceğini öne sürüyor.
Yazarlar, kafeinin nöroprotektif etkilerini iki mekanizma üzerinden gösterdiğini belirtiyor: antidepresan etkilerle ilişkilendirilen A1R’nin etkinleştirilmesi ve strese bağlı sinirsel işlev bozukluğunu dengeleyen A2AR’nin baskılanması.
Kafeinin anti-enflamatuvar özellikleri, önceki çalışmalarda demans riskinin azalması ve bilişsel gerilemenin yavaşlamasıyla da ilişkilendirilmişti.
