Çikolata İsteğini Hafife Almayın! Migren Atağının Erken İşareti Olabilir
Ani gelişen çikolata isteği her zaman basit bir tatlı krizi olmayabilir. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün, migren atağının baş ağrısından saatler önce başlayabildiğini belirterek aşırı esneme, halsizlik, sık idrara çıkma ve belirli yiyeceklere yoğun istek gibi belirtilerin yaklaşan atağın habercisi olabileceğini söyledi.
Migren, sinir sistemini etkileyen nörolojik bir hastalık olarak kabul ediliyor. Doç. Dr. Demet Aygün, zonklayıcı baş ağrısının yanı sıra bulantı, ışık ve sese hassasiyet, yorgunluk ve dikkat güçlüğü gibi belirtilerin de görülebileceğini belirtti. Bazı ataklar birkaç saat sürerken, bazı kişilerde günlük yaşamı günlerce etkileyebilen bir tablo ortaya çıkabiliyor. Migren atağının ilk belirtisi her zaman ağrı olmayabiliyor. Bazı kişilerde baş ağrısından saatler veya bir gün önce aşırı esneme, uyku hali, huzursuzluk, halsizlik, sık idrara çıkma ve dikkat dağınıklığı görülebiliyor. Bu dönem “prodrom” olarak adlandırılıyor ve yaklaşan migren atağının erken evresi olabiliyor.
Çikolatanın migreni tetiklediği yaygın bir inanış olsa da ilişki her zaman bu kadar net olmayabiliyor. Doç. Dr. Aygün, bazı kişilerde çikolata isteğinin migreni başlatan neden değil, zaten başlamış olan migren sürecinin bir belirtisi olabileceğini söyledi. Yani kişi çikolata yediği için atak yaşamıyor olabilir; yaklaşan atak nedeniyle çikolata tüketme isteği ortaya çıkmış olabilir. Her çikolata isteğinin migren belirtisi olmadığı da özellikle vurgulanıyor.
Migren hastalarının bir bölümünde baş ağrısından önce “aura” adı verilen geçici nörolojik belirtiler ortaya çıkabiliyor. Işık çakmaları, görme alanında dalgalanmalar, yüzde veya kollarda uyuşma ve konuşmada zorlanma aura belirtileri arasında bulunuyor. Daha önce hiç yaşanmamış yeni nörolojik belirtiler ortaya çıktığında ise belirtilerin doğrudan migrene bağlanmaması ve tıbbi değerlendirme yapılması gerekiyor. Migren ataklarında kişisel tetikleyiciler önemli rol oynuyor. Uykusuzluk, normalden fazla uyumak, öğün atlamak, yetersiz sıvı tüketmek, yoğun stres ve kafeini aniden bırakmak bazı kişilerde atakların ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor. Özellikle sıcak havalarda sıvı kaybının artması nedeniyle düzenli su tüketmek önem taşıyor.
Migreni tetikleyen faktörler kişiden kişiye değişebildiği için tek bir yiyeceği veya alışkanlığı suçlamak doğru olmayabiliyor. Baş ağrısının ne zaman başladığını, öncesinde hangi belirtilerin görüldüğünü, tüketilen yiyecekleri, uyku düzenini ve stres seviyesini not etmek kişinin kendi atak düzenini anlamasına yardımcı olabiliyor. Migreni her seferinde yalnızca ağrı kesiciyle bastırmaya çalışmak da sorun yaratabiliyor. Doç. Dr. Aygün, kontrolsüz ve sık ağrı kesici kullanımının zamanla baş ağrılarının daha sık ve dirençli hale gelmesine yol açabileceğini belirtti. Baş ağrıları sıklaşıyor, günlük yaşamı aksatıyor veya alışılmış migren ağrısından farklı özellikler gösteriyorsa nöroloji uzmanına başvurulması öneriliyor.